Daha önce antrenman yapmış bir kas, uzun bir ara verdikten sonra antrenman yapmamış bir kasa göre neden daha hızlı gelişiyor?
Uzun süre bu durum daha çok sinir sistemi üzerinden açıklandı. Yani kişi hareketi yeniden öğrenmekte zorlanmıyor, kuvvet üretimine katkı sağlayan bazı sinirsel uyumlar da tamamen silinmiyor olabilir. Mantıklı mı? Evet.
Ancak zamanla araştırmacılar, meselenin yalnızca sinir sistemiyle sınırlı olmayabileceğini fark etti. Çünkü bazı bulgular, kas dokusunun kendisinde de önceki antrenman dönemlerinden kalan izler olabileceğini düşündürdü.
Bugün kas hafızası dediğimiz şey, tam olarak bu ihtimale dayanıyor. Kas, geçmişte yaşadığı büyüme ve yüklenme dönemlerini hücresel ya da moleküler düzeyde bir şekilde “hatırlıyor” olabilir.
Bu noktada iki ana açıklama öne çıkıyor. İlki, kas lifine eklenen yeni myonükleusların korunması. İkincisi ise DNA metilasyonu ve gen ekspresyonu gibi epigenetik mekanizmalarla ilişkili daha moleküler bir hafıza modeli. Son yıllarda tartışma tam olarak bu iki husus üzerinde ilerliyor.
Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Kas hafızasının insanlardaki erken dayanaklarından biri, 1991’de Staron ve arkadaşlarının yayımladığı çalışmaydı. Araştırmacılar, ağır direnç antrenmanı yapmış kadınlarda uzun detraining (antrenman ara verme) sonrasında bile bazı kuvvet ve kas özelliklerinin tamamen kaybolmadığını, yeniden antrenmanla da hızlı geri dönüş görülebildiğini gösterdi. Bu çalışma, “kas geçmişteki antrenmandan tamamen sıfırlanmıyor olabilir” düşüncesini güçlendiren erken gözlemsel düzeyde insan verilerinden biri oldu.
Asıl kırılma, 2008 ve 2010’da Bruusgaard ve Gundersen’in farelerde yaptığı çalışmalarla geldi. 2008’de yayımlanan çalışmada, farklı atrofi modellerinde kas lifleri haftalar boyunca doğrudan izlendi ve lif kesit alanı %50’den fazla azalsa bile myonükleus kaybı görülmedi.
Not: Myonükleuslar, kas lifinin içinde bulunan ve o lifin protein üretimi ile yapısal düzenini yönetmeye yardımcı olan çekirdeklerdir.
2010’daki devam çalışması ise overload ile kazanılan yeni myonükleusların hipertrofiden önce eklendiğini ve sonraki ciddi atrofide de korunduğunu gösterdi. Böylece kas hafızası ilk kez güçlü biçimde hücresel bir mekanizma ile ilişkilendirilmeye başlandı.
Kas hafızası gerçekten myonükleuslarla mı açıklanıyor?
Myonükleus temelli modele göre kas lifi büyürken lif içine yeni çekirdekler ekleniyor. Eğer bu çekirdekler kas daha sonra küçüldüğünde de kaybolmuyorsa, kas yeniden antrenman dönemine daha avantajlı bir hücresel altyapıyla giriyor olabilir. Bu durumda yeniden büyümenin daha hızlı olması biyolojik olarak anlamlı hale geliyor.
Bu görüş özellikle hayvan çalışmalarında uzun süre oldukça güçlü destek buldu. Bruusgaard ve daha sonra Gundersen’in 2016’daki derlemesi, atrofi sırasında myonükleus kaybının sanıldığı kadar açık olmadığını ve önceki hipertrofi döneminin kas lifi içinde kalıcı bir çekirdek artışı bırakabileceğini savundu. Hatta bu durumun çok uzun vadeli sonuçları olabileceği bile öne sürüldü.
İnsan verileri uzun süre daha karışıktı. Çünkü bazı çalışmalarda başlangıç antrenman dönemi myonükleus artışı oluşturacak kadar güçlü görünmüyor, bazı çalışmalarda ise örneklem küçüklüğü ve biyopsi değişkenliği yorumları zorlaştırıyordu. Buna rağmen 2024’te yayımlanan Cumming ve arkadaşlarının çalışması, insanlarda bu tartışmaya önemli bir katkı sundu. Çalışmada 10 haftalık unilateral kuvvet antrenmanı sonrası özellikle tip 2 liflerde myonükleus sayısı arttı ve 16 haftalık detraining boyunca lif boyutu azalsa da bu çekirdekler korundu. Bu bulgu, insan kasında da myonükleer kalıcılığın en azından belirli koşullarda mümkün olabileceğini güçlü biçimde destekledi.
Buna rağmen tablo hâlâ tamamen netleşmiş değil. Murach ve arkadaşlarının 2020’de erişkin farelerde yaptığı çalışma, özellikle gastroknemius ve plantaris gibi kaslarda uzun detraining (6 ay) sonrasında myonükleus sayısının tekrar antrene edilmemiş düzeylere yaklaşabildiğini gösterdi.
Rahmati ve arkadaşlarının 2022 tarihli sistematik derleme ve meta-analizi de özellikle insanlarda detraining, atrofi ve yaşlanma dönemlerinde myonükleus sayısının azalabileceğini bildirdi. Yani bugün için “bir kez kazanılan myonükleuslar artık hiç kaybolmaz” demek fazla iddialı kalıyor.
Epigenetik kas hafızası ne demek?
Kas hafızasını yalnızca çekirdek sayısıyla açıklamak zorlaştıkça, dikkat epigenetik mekanizmalara yöneldi. Buradaki temel fikir şu: Önceki antrenman dönemleri kas dokusunda DNA düzeyinde bazı düzenleyici izler bırakabilir. Kas küçülse bile bu izlerin bir kısmı tamamen silinmeyebilir ve sonraki antrenman döneminde genlerin yanıt verme biçimini etkileyebilir.
Bu alandaki en önemli mekanizmalardan biri DNA metilasyonu. Direnç antrenmanının kas dokusunda birçok gende hipometilasyon oluşturabildiği, bu değişimlerin bir bölümünün detraining döneminde de korunabildiği ve retraining sırasında daha güçlü gen ekspresyonuna eşlik edebildiği gösterildi. Bu da kasın, önceki yüklenme döneminden moleküler düzeyde bir “iz” taşıdığı fikrini doğurdu.
Sharples ve Turner’ın 2023 tarihli derlemesi bu çerçeveyi oldukça iyi özetliyor. Derlemeye göre kas hafızası tek bir mekanizmanın ürünü olmayabilir. Myonükleus düzeyindeki değişimler, DNA metilasyonu, gen ekspresyonu ve muhtemelen kas dokusundaki farklı hücre tiplerinin verdiği yanıtlar birlikte rol oynayabilir.
Bu yüzden güncel literatürün bu fenomene olan sorgulayıcı yaklaşımı biraz değişmiş durumda. Eskiden “myonükleuslar kas içinde kalıyor mu?” diye sorulurken şimdi “kas önceki antrenman dönemlerinden hangi biyolojik izleri taşıyor ve bunlar yeniden uyum sürecini nasıl etkiliyor?” sorusunun cevabı merak ediliyor.
Sonuç
Pratik açıdan bakıldığında en önemli sonuç şu: Uzun ara vermek her şeyi sıfırlamıyor olabilir. Daha önce antrenman yapmış bireylerin yeniden başlama sürecinde belli bir avantaj yaşayabilmesi bilimsel olarak makul görünüyor.
Ayrıca literatürde kas hafızasının yalnızca pozitif bir olgu olmayabileceği, uzun süreli hareketsizlik, yaralanma ya da kas kaybı dönemlerinin kas dokusunda negatif izler bırakabileceği de tartışılmaktadır. Öte yandan steroid kullanımıyla kazanılan bazı çekirdek artışlarının uzun süre korunabileceğini öne süren veriler, kas hafızasının performans artışı kadar doping tartışmaları açısından da önemli bir konu olduğunu göstermektedir.
Ancak burada abartılı ve kesin cümlelerden kaçınmak gerekir. Çünkü hayvan verileri ile insan verileri birebir örtüşmüyor. İnsan çalışmalarında örneklem sayıları genellikle sınırlı, bireysel yanıtlar oldukça değişken ve kullanılan yöntemler de her zaman aynı değil. Bu nedenle kas hafızası gerçek gibi görünse de, bunun herkeste aynı şekilde ve aynı mekanizmayla işlediğini söylemek için henüz erken.
Bu yazı faydalı oldu mu?
Kaynak
Bruusgaard, J. C., & Gundersen, K. (2008). In vivo time-lapse microscopy reveals no loss of murine myonuclei during weeks of muscle atrophy. Journal of Clinical Investigation, 118(4), 1450–1457. https://doi.org/10.1172/JCI34022
Bruusgaard, J. C., Johansen, I. B., Egner, I. M., Rana, Z. A., & Gundersen, K. (2010). Myonuclei acquired by overload exercise precede hypertrophy and are not lost on detraining. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 107(34), 15111–15116.
Cumming, K. T., Reitzner, S. M., Hanslien, M., Skilnand, K., Seynnes, O. R., Horwath, O., Psilander, N., Sundberg, C. J., & Raastad, T. (2024). Muscle memory in humans: Evidence for myonuclear permanence and long-term transcriptional regulation after strength training. The Journal of Physiology, 602(17), 4171–4193. https://doi.org/10.1113/JP285675
Eftestøl, E., Psilander, N., Cumming, K. T., Juvkam, I., Ekblom, M., Sunding, K., Wernbom, M., Holmberg, H.-C., Ekblom, B., Bruusgaard, J. C., Raastad, T., & Gundersen, K. (2020). Muscle memory: Are myonuclei ever lost? Journal of Applied Physiology, 128, 456–457.
Gundersen, K. (2016). Muscle memory and a new cellular model for muscle atrophy and hypertrophy. Journal of Experimental Biology, 219, 235–242. https://doi.org/10.1242/jeb.124495
Murach, K. A., Dungan, C. M., Dupont-Versteegden, E. E., McCarthy, J. J., & Peterson, C. A. (2019). “Muscle memory” not mediated by myonuclear number? Secondary analysis of human detraining data. Journal of Applied Physiology. https://doi.org/10.1152/japplphysiol.00506.2019
Murach, K. A., Mobley, C. B., Zdunek, C. J., Frick, K. K., Jones, S. R., McCarthy, J. J., Peterson, C. A., & Dungan, C. M. (2020). Muscle memory: Myonuclear accretion, maintenance, morphology, and miRNA levels with training and detraining in adult mice. Journal of Cachexia, Sarcopenia and Muscle. https://doi.org/10.1002/jcsm.12617
Rahmati, M., McCarthy, J. J., & Malakoutinia, F. (2022). Myonuclear permanence in skeletal muscle memory: A systematic review and meta-analysis of human and animal studies. Journal of Cachexia, Sarcopenia and Muscle. https://doi.org/10.1002/jcsm.13043
Sharples, A. P., & Turner, D. C. (2023). Skeletal muscle memory. American Journal of Physiology-Cell Physiology, 324, C1274–C1294. https://doi.org/10.1152/ajpcell.00099.2023
Snijders, T., van Loon, L. J. C., Aussieker, T., Verdijk, L. B., Holwerda, A. M., & Parise, G. (2020). The concept of skeletal muscle memory: Evidence from animal and human studies. Acta Physiologica, 229, e13465.
Staron, R. S., Leonardi, M. J., Karapondo, D. L., Malicky, E. S., Falkel, J. E., Hagerman, F. C., & Hikida, R. S. (1991). Strength and skeletal muscle adaptations in heavy-resistance-trained women after detraining and retraining. Journal of Applied Physiology, 70(2), 631–640. https://doi.org/10.1152/jappl.1991.70.2.631